
Hayatın olgunlaştırma gayretini gösterdiği, ama buna bi türlü akıl mantık erdiremediği armutlarız hepimiz aslında. Ben büyüdüm diyip kendimizi yere atmaya bayılıyoruz. ulan en olgun dönemini ağaçta yaşamak yerine neden ayının tekinin midesinde geçiresin ki? işte sorun burda. büyüdüm, abiii akıllandım diyip yola koyulmamızda. halbuki iş akıllanmakla bitse... mesela benim armutluğumu düşünelim. neydim ne oldum mentalitesi. ayrıldım, kendimi bi bok sandım, öldüm, gönül eğlendirdim, şimdi rahatım.
'ayrıldım'. işte esas nokta burda. ya hiç ayrılmayacaktım ya da ayrılığı bahane edip kendimi bi bok sanmicaktım. bu mallıklar dizisi beni ölüme götürdü. sonra anladım ölümün yalandan yerine olduğunuda rahatladım. şimdi bu armutluk dizisinden 'ayrılma'yı çıkarsak ne kadar çok rahat olurdum dimi. bencede. bu ne demek oluyor. hayat boş allaha koş. gönülünü eğlendir eğlendirebildiğin kadar. sonra bakıp üzülüyosun. ulan şöylede yaşamak vardı hayatı, böyle de yapardım ben hea, oha ya şu pozisyonuda denemeliydim felan...
işin özeti. herbirimiz uzayda belirli bir hacme sahip olduğumuzdan; şanslılarımız yaşayarak, daha az şanslılarımız görerek, arada hiçbir şansa erişemeyenlerimizide unutmayarak armutluğumuzun tadına bakıyoruz.
afiyet olsun.
Google'a bile armut yazdım. ilk çıkanı koydum. bu kadar da denk gelirdi hani. armut tipli vücutmuş. eski sevgiliminkine benziyo. yeni bişi daha öğrendim. artık denk geldiğimde sen armut vücutlusun diyebilcem.
neyse..
hadi bye.
with my love.