06 Şubat 2010 Cumartesi

Herkesin bir laneti var


Bazı konularda anlaşılması zor bi adam olduğumun farkındayım aslında. Kafamda sürüsüne şey biriktirip, biriktirmediğim şeyleri yapan bi bünyem var. Elimde de değil bu. Pişmanda değilim aslında.

Birisiyle çok mutlu olmak istersiniz ya. Ama gün ve gün ağzınıza sıçılmaya devam edilir. Öle bişi bu birazda. Lanetlendiğimin farkındaydım. Şu kadarını beklemiyodum açıkçası. Sonra düşündüm. Aslında herkes lanetli bişilerin peşinden sürüklenip duruyo.. Benimki biraz nirvanası olayın.

Söylemiştim. Uçlarda yaşamayı seviyorum.
Ya vardır ya da yoktur.

hadi bye.
with my love.

04 Şubat 2010 Perşembe

Garipsiyorum Co.

Fazla düşünmemek gerekiyo aslında bazı şeyleri. Özelliklede garipsememek. Çok garip bi adam olduğumun herkes farkında sonuçta. Günü gününe uymayan ama her gün mutlu uyanan bi adam. Şimdide one night stand'den düzenli ilişkiye geçiş sürecinde yaşanan garipliklerle boğuşuyorum. One night stand olayının bokunu çıkarmıştım. O yüzden birisiyle çıkcam çıkcam çıkcam çıkcam dedim. Sonunda da oldu tabi. Ama o kadar garipsiyorum ki.. Kıskanç bi adam değilimdir. İbneliğinedir benim kıskançlıklarım. Ama beraber ölmek istercesine sevip sonra siktiredilen bi adam olarak, hamfendinin arkadaşlarıyla yazışmasında bile bi endişe duyuyorum. Korkuyorum lan. Tamam ezgi kadar aşağılık olmayabilir de ama olma ihtimali de var. Daha fena çıkıyomuş hehe :P

Buara annemin hastalığı, kullanılan ilacın verdiği hassasiyet hepsi toplandı soldan soldan geliyolar. Tek istediğim mutlu olmak lan. Ama şunu biliyorum artık. Eminim gayet. İstediğimde yanımda bulabileceğim bi kız arkadaşım var. Güzel umut. Sevgililer günü içinde süpriz planlıyom.
kısmet.

hadi bye.
with my love.

31 Ocak 2010 Pazar

do think twice


hayatımızın garip benzerliklerine daha önce birçok kez şahit olmuşluğum var. yalan yok şimdi. bazen gün geliyo ben bunu yaşamıştım hacı diyebiliyorum. dün gecede öyle oldu mesela. eski erkek arkadaşım aradı dedi. çok tanıdık. nedense bir ilişkiye başlarken hep bi eski erkek aradaş mevzu bahsi açılıyo. bu çıktığım diğer bütün kızlarda karşıma çıkan bişi. hoşlanıp çıkmadığım kadınlarda da karşıma çıkıyo. hoşlanmayıp bana aşık olan kadınlarda da çıkıyo. one night standlerde olmadı mesela. tamam ezgi çok kaltak olabilir. gizem benden sonra kuzenimle sevişmiş olabilir ya da elif'in orta malı olduğu tesadüf sayılabilir. ama ya diğerleri? artık şeyi düşünüyorum. bende bi mıknatıs var. çekebildiğim tür böyle bişi. Herbokumun her zaman çıkan haklılığına kulak vericek olursak ise bende şeytan tüyü olmadığı şeytanın ta kendisi olduğum.. bunlar güzel sözler, düşünceler. nerdeyse 45 gündür ıssız adam modumdan sıyrıldım. sıyrılmam da gerekiyodu aslında. birlikte çalıştığımız Gül hoca bile yüzüme yüzüme vuruyodu artık bizimkilerin sayesinde.

İstanbul'a gelirken garip hissettiğimi söylemiştim. Annem göğsünde farkettiği yağ bezesiyle hastahaneye gitmesi bir olmuş. doktoru işini garantiye alabilmek için ameliyat yapmış. bezeyi almışlar küçük diye. sonra biyopsi felan. erken teşhis göğüs kanserini önlemiş. kötü huylu çıkmış lanet şey. 3 hafta sonrasına birkez daha ameliyat olcak. bu sefer koltuk altı lenfleri alıncakmış. sıçrama olasılığı varmış. annemin ameliyatı yanında olamamak nasıl bir acı verdi, nasıl bir aşağılık duygu, anlatamam.. sonuçta kıymetlim lan benim o. allah tüm kadınları şu illet hastalıktan korusun.

Bugünde gidip Herbokumun doğum gününü kutlicaz. Geçen sene ona yazmıştım. bu kadar sarsıcı haberden sonra yazamazdım zate. o beni seviyo, bende onu :) iyi ki var lan. hani şey vardır; tüm boşlukları onunla doldurabileceğiniz insanlar. Herbokumda öyle bişi. yüce yani. Yeri geliyo annem babam gibi ağzıma sıçıyo, yeri geliyo kız kardeşim oluyo, yeri geliyo sevgilim.. her eve lazım.
iyiki doğdun lan.
lav ya.

hadi bye.
with my love.

fotoğraf: http://nachoromero.deviantart.com/

26 Ocak 2010 Salı

İSTANBUL

Geliyorum lan. anca napiyim. uzayan projeler, bitmek tükenmek bilmeyen deney yapma aşkı, - bilmem kaç derece de yaptığımız buzlu sulu sallantılı masa deneyleri, he bide jig var. hele buzlu suyla yaptığımız elemeler.. ilk defa istanbul'a gelirken bi yarımı burda bırakmış gibi hissediyorum. çok sıçalak lan. özlicem. ama annemin su böreğini de özledim. sağ salim varırsam ona da ulaşmış olcam. :)) kadın beni çok özlemiş. neyse. son bi saatim sanırsam.
hadi güle güle.
ben gene gelirim.
öptüm.
muah.
hadi bye.
with my love.

23 Ocak 2010 Cumartesi

UĞUR'lar Olsun




Bu ülkenin, 'avdık, yem olduk' diyen şerefsiz çocuklarını yetiştirmeyen, gazetelerde babasının ölümünü reklam haline dönüştürmeyen evlatlar yetiştiren, 'aydın'ları da vardı. Çoğunun katilleri dahi bulunamadı. 17 yıldır kimse 'Hepimiz UĞUR'UZ Hepimiz TÜRK'ÜZ' nağraları atmadı ya da 11 yıldır kimse Ahmet Taner Kışlalı olmadı. Belkide adını dahi daha önce duymamış birsürü insan ermeni oldu halbuki. Hrant oldu herbiri yazılarını okumadan. Medyamız çoştu, devlet(?) çoştu. Ermenistan da 1000000+1 pankartlarını taşırlarken bizler Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrantız'ı taşıdık. Güzel işbirliğiydi. Kendine 'TÜRKÜM' demekten utanç duymayanlar öldürüldüğünde neden bu kadar çoşmadılar? Neden ülkesi yararına çalışırken öldürülenlerin peşine düşmediler? Neden bugün Abdi İpekçi'nin katili son model jiplerle seyahat edip, en lüks villada konaklıyo? Neden?

Bütün bu Neden'lerin yüzünden Kemalist aydınlardan hiçbiri yaşamıyo, yaşatılmıyo..
Aydın dedikleriniz ya satılmış ya da satmış..

Ruhun şad olsun Uğur'um.
Senin kitaplarınla büyüdüm,
Senin kitaplarınla büyütcem...

22 Ocak 2010 Cuma

bişi yazmadım o yazdı

(*)_giİİİizz_(*) deniz kendini analaybilitor msn
(*)_giİİİizz_(*) deniz merak ettim sadece
(*)_giİİİizz_(*) deniz neyi neden ne düşünerek yaptığını?
(*)_giİİİizz_(*) deniz işte sen benle hep böyle konuşmuyorsun konuşmadında neden biliyorum,hep bi umursamazsın,heleki son geldiğimde,hiç bi zaman senle yzleşemdk..farkında değilsin belki ama umutlarınıda yok edip ezip geçyrsun tabi bunlar senin iiçin önmli olmayadabilir..nese bşwer unut gtsn




İnsanlar beni hiçbir zman anlayamayacaklar. Heleki sarhoş bi gecenin ardından msnimi verdiklerim..

18 Ocak 2010 Pazartesi

Bir armuttan öğreneceklerimiz



Hayatın olgunlaştırma gayretini gösterdiği, ama buna bi türlü akıl mantık erdiremediği armutlarız hepimiz aslında. Ben büyüdüm diyip kendimizi yere atmaya bayılıyoruz. ulan en olgun dönemini ağaçta yaşamak yerine neden ayının tekinin midesinde geçiresin ki? işte sorun burda. büyüdüm, abiii akıllandım diyip yola koyulmamızda. halbuki iş akıllanmakla bitse... mesela benim armutluğumu düşünelim. neydim ne oldum mentalitesi. ayrıldım, kendimi bi bok sandım, öldüm, gönül eğlendirdim, şimdi rahatım.

'ayrıldım'. işte esas nokta burda. ya hiç ayrılmayacaktım ya da ayrılığı bahane edip kendimi bi bok sanmicaktım. bu mallıklar dizisi beni ölüme götürdü. sonra anladım ölümün yalandan yerine olduğunuda rahatladım. şimdi bu armutluk dizisinden 'ayrılma'yı çıkarsak ne kadar çok rahat olurdum dimi. bencede. bu ne demek oluyor. hayat boş allaha koş. gönülünü eğlendir eğlendirebildiğin kadar. sonra bakıp üzülüyosun. ulan şöylede yaşamak vardı hayatı, böyle de yapardım ben hea, oha ya şu pozisyonuda denemeliydim felan...

işin özeti. herbirimiz uzayda belirli bir hacme sahip olduğumuzdan; şanslılarımız yaşayarak, daha az şanslılarımız görerek, arada hiçbir şansa erişemeyenlerimizide unutmayarak armutluğumuzun tadına bakıyoruz.
afiyet olsun.

Google'a bile armut yazdım. ilk çıkanı koydum. bu kadar da denk gelirdi hani. armut tipli vücutmuş. eski sevgiliminkine benziyo. yeni bişi daha öğrendim. artık denk geldiğimde sen armut vücutlusun diyebilcem.

neyse..

hadi bye.
with my love.

bu benim

17 Ocak 2010 Pazar

bu pazarların bir anlamı olmalı

Patlıcan turşusunu yoğun istek üzerine özel bi törenle çöp bidonuna attım. içimin cızlaması bir yana sanki umutlarımıda o bidona attım gibi hissettim.
Anlayacağınız üzere aşık olcam. Hedefim belli. ama arada vazgeçesim geliyo. bu kadar zor olmamalı hani. :)
Zaten İstanbul'a geliyorum. orda da farklı aşklar beni bekliyo. umarım bi soğukluk yaşanmaz.
Ama bunları okuyacağından soğukluğun yaşanabilitesi kaçınılmaz.
Rüzgarı hissedebilmek amacıyla arada traş oluyorum. Bu pazarında onlardan biri olduğunu umut ediyodum. taaki patlıcan turşumu çöpe atana kadar. Bu pazarların bi anlamı olmalı.

Çatıdaki sevişgenime demiştim ben. zor oluyo ama yapmayabilirim diye. kendimi acaip frenledim. 1 aydır temizim. kadın gibi düşünüyorum. the one'ı bekliyorum :P ama İstanbul...
zor.
neyse.

hadi bye.
with my love.

16 Ocak 2010 Cumartesi

patlıcan turşusu

Belirsiz bir zamanda karşılaşmak isterdim gençliğimle. Oğlum mal mısın derdim ilk. neden aşık olmaya uğraşıyosun ki? o şey derdi herhalde, napiim hacı yapcak başka bişi söyle...

Şu konuşmayı sanki hergün yapar gibiyim. hissediyorum anı yaşamam gerektiğini. ama düşündüğüm şekillerde ya da pozisyonlarda değil. bunlardan ibaret olmamalı çoğu şey. artık büyüdüm diyebilmeliyim. sonra geleceğimdeki bende bana; bok büyüdün hala aynı haltsın demeli. bu kadarda çorba yapma potansiyeline sahibim hayatımı. mercimek çorbasını yaptığım kadar güzel yaşatabilsem bişileri. herşeyi yeterince katsam hayatıma. tuzu çorbaya az koyuyorum hep. benimde sıkıntım bu hayatta. tuzu eksik. tuz niyetine eklediklerim ya acı çıkıyo ya da ekşimsi bişi. yüzünü buruşturur ya. o kadar bozulmuş. acıyı zaten ayarlayabiliyorum. ekstrası abartı olup, hazımsızlığa sebep olabiliyo. bütün bunları hayatına ortasında katabileni zaten alnından öpücük yağmuruna tutarım.

Şeye çok üzüldüm bide. Teyzem patlıcan turşusunu süper yapar, bende bayılırım ona. İzmir'e gelirken yanıma büyük bi kavanoz koydu. bende üst rafa kaldırmıştım onu. unuttum doğal olarak. ulan o bile bozuldu. üstü küflendi. acaba üstünü atsam altı yenir mi. En büyük problemim şuan bu hayatta.

bye.
with my love.

15 Ocak 2010 Cuma

Artık.

Hoşlandığım insanın bi büyük bi küçük yazdığını bilmiyodum. ne o öyle ya. bide XD koysaydı.

bye.

13 Ocak 2010 Çarşamba

ben demiştim.





Ben demiştim abi aşık olcam diye. Bir insanın sanatına, sesine, bunların toplandığı bütünlüğe taparım ben.



indirmeyin alın.

11 Ocak 2010 Pazartesi

ayıp olmaz mı?

Hayatın aslında üzülmeye değecek kadar kısa olduğunun herbirimiz farkında. farkında ama gün geçmiyor ki üzülmeme triplerimizden yoksun bir günümüz daha bitmesin. ooh şit bunu gene yapamadım falan diye hayıflanıyoruz. bu biraz benim 'aşık olma niyetiyle yola çıkıp kimseyi bulamama' deneyimlerime benziyo. Artık sabahları mutlu bir şekilde uyanmak için kendimi kandırmama gerek yok. Kalkınca bugün aşık olcam diyorum. o kadar mutlu oluyorum ki. ama biliyorum da gece beni 'büyük hüsran'ın beklediğini. kanka olduk onla. aşık olsamda bırakma niyetim yok. bu kadar da içime işlettim onu. geceleri bi bakıyorum 3 4 5 6 kimse kalmamış. kankamla oturup düşünüyoruz sonra. 1 saatte olsa iyi geliyo. bazı sabahlarda şey hissediyorum. Tam oyuna gircem. sıra bana gelmiş. ama yedek kulubesinde kırmızı kart görüyorum. 2 3 maç gene yokum. hep ama. 'büyük hüsran' arada böyle ağzımada sıçıyo işte. dostluğuna veriyorum bende. zaten iyiliğimi düşünse oyuna girmemi bekler. işine gelir onunda.

Bugün hayatımın uyksuyla tanıştım. Kurullu bi sınavımız oldu. sunum hazırladık, sözlüye çalıştık vs. Kurulda çok güzeldi sağolsunlar. absürd absürd sorular. zaten uyumamışım. okuldan geldim. pantolonumu cıkardım yattım. sonra kalktım 1 2 saat takıldım. tepsi yapmıştım onu yedim. sonra mumlarımı yaktım. redd'i koydum player'a. 12'de bidaha uyudum. 5 buçukta kalktım. Chuck'ı izledim. Nip/Tuck'ı izledim. 11 buçuğu gösterirken bidaha uyudum. 7'de bidaha uyandım. şimdide midem bulanıyo. başım dönüyo felan.
bu yüzden uyumayı sevmiyorum.

hadi bye.
with my love.

09 Ocak 2010 Cumartesi

Garip ikilemlerin adamıyım..

farklı zamanların kavuşturamadığı, aynı olsa birşeyleri değiştiremeyeceği ortak bi hayatı yaşıyoruz aslında. soluduğumuz hava aynı, yaşadığımız topraklar aynı, galaksilerimiz bile aynı biliyo musun? ama nedense varlığını bildiğim halde, sana ulaşmak istediğim halde varamıyorum. yoksun sanki orda. ya da varsın benle taşşak geçiyosun.

07 Ocak 2010 Perşembe

Bok Talih

Hayat birsürü gariplikle dolu. hatta bazılarını senin önüne deneme yanılma amaçlı çıkarıyo. eminim bak. yoksa bendekinin 'bok talih' adını verdiğimiz kısmet türünden olduğuna kendimi inandırcam. hoşlandığım insanlara ulaşamıyorum. ulaştıklarımla sevişip, soğuyup, ayrılıyorum. SSA. evet. bildiğin gündelik hayatım ya SSA ya da bok talih. bende bişileri yaşayabileceğim insanlar arıyorum. arkadaşlarım geliyo güzel. oturuyok film izliyok, muhabbet ediyok, zaman geçiyo hani. ama istediğimde öpemiyorum. :) tamam öpüyorumda öpmüyorum. böyle. garipim.

Ezgi şey derdi hep. hani konuştuklarına dikkat et, karşındaki sen konuşunca yavşıyo sanabilir. farkına vardığımda tabi ohoooooooooh iş işten geçmişti. lisedeyken de böleydi. ben birine çıkma teklif etmiştim. sonra yanındaki üzerine alınıp hayır demişti. sonra bidaha konuşamamıştım tabi. 'ondan hayırı aldı bana geldi götü kaldırması' olmasın istemiştim. bu sene ezgi gittikten sonra aldığım 'radikal çözüme ulaşmasını umduğum kararlar'ın en başında dikkatli konuşmak geliyodu. bugün şunu farkettim. tipim yavşak. ben karıyla adam gibi konuşsam da o ne zannediyo anlamıyorum. bugün ciddi ciddi muhabbetin yemek borcundan açıldığı bi kanvırseyşında kız seni götürcem dedi. =O. millet arar bulamaz, ben aramam bulurum. artık bu yolda ilerleyip kaderim neyse yaşicam. Hoşlandığım kızlarda bana kanka ayağı yapsınlar. bu kadar ters bi dünyadayım. acaba doğumumda da ters mi çıktım annemden. yarın sabah bunu sorcim.

böyle işte.
çok doluyum.
ruhumu arındırıyorum.
bedenim hala kirli.
nasıl olcaksa.
Ters işte.
neyse.
bye.
with my love